İnsanlar cinlerle iletişim kurabilir mi?

İnsanlar cinlerle iletişim kurabilir mi?

CİNLER İNSANLAR TARAFINDAN GÖRÜLEBİLİR Mİ Mİ?
İnsanlarca görülemeyecekleri içindir ki onlara “görülemez” anlamına gelen cin denilmiştir. Ancak görülmez varlıklar olan melekler ve şerlere odaklı cin kökenli şeytanlar gibi cinler de insanları görebilirler.
(İnfitar 10-12, Araf 27) Vücut yapılarımızdaki boyut farklılığı sebebiyle insanların onlarla üçüncü şahıslarca işitilebilir ve görülebilir şekilde bağlantı kurmaları genel olarak mümkün görülmemektedir. Ancak bu kural istisnalıdır.
Zira onları peygamberle tarafından görüldüğü ve kendileriyle görüşüldüğü gerçektir. Ayrıca doğruluklarından kuşku duyulamayacak şekilde yaşanan ve yaşanmakta olan olaylar, bir cin entrikası olduğu kuşkusuz olan rûh çağırma oturumları ve benzeri müşahedeye/gözleme dayalı hâdiseler ve etkileri, çok çok istisnaî olsa da insanlarla cinler arasında bir tür örtülü; belli-belirsiz ilişki kurulabileceğine işaret etmektedir.
(Not. Akrabam olan iki kadından biri, tesettürlü bir cin hanımefendi ile görüştüğünü, diğeri de düşmanca bakışlı bir cini bir kaç defa gördüğünü ifade etmektedir. Âyet’ül-Kürsi’yi okumadan yattığım bazı geceler, yarı uykulu iken büyük bir ağırlık hâlinde ve nefes alamayacak şekilde üzerime çöktükleri ve okumaya başladım. Daha sonra hemen uzaklaştılar. Ayrıca bak. S.Nursi Mektubat 19.Mektup 14.İşaret 2.Şübe.)
Bu sebeple onların biz insanlar için mutlak gayb oldukları; akıl ve duyu organları yoluyla bilinemez oldukları ve öyle kalacakları İslâm adına iddia olunamaz. 
Zira şeytanlaşmış insanlar ve cinlerin birbirlerine aldatıcı güzel sözler fısıldayabildikleri, bu karşılıklı ilişkinin genelde cinlerin egemenliği ve saptırması şeklinde cereyan ettiği Kur’ân’ımızda bildirilmektedir.
En’am Sûresi’nde şöyle buyrulur:
“İnsanların ve cinlerin hepsini huzurunda topladığı gün Allah, şöyle buyurur: “Ey cinler topluluğu! Sizler insanlardan pek çok kimseyi baştan çıkardınız.” Cinlerin insanlar arasındaki dostları da şöyle derler: “Rabbimiz! Biz biribirimizden yararlanarak senin bize takdir ettiğin ecelimize eriştik.” Allah da şöyle buyurur: “Sizin yeriniz ateştir…” (En’am 128) 

İNKÂRCI/KÂFİR CİNLER FISILDAYARAK ŞER AŞILAYABİLİR Mİ?
Kur’ân, şer aşılama ile görevli şeytanların, insanların ve cinlerin insanlara vesvese verdiklerini bildiriyor. (Araf 20… Nas 4-6) “İslâm dinin ortak aklın kabul edemeyeceği sözlere, davranışlara ve işlere yönlendirmek için kişiye fısıldarcasına gizlice söz söylemek” anlamına gelen vesvese nasıl verilmektedir?
Kur’ân vesvesenin bir aracı dokunuşla olduğuna da işaret etmektedir. (Araf 200) İnsanların vesveselerini söz, yazı, resim, sinyal ve mail olarak örneklendirebiliriz.
Cinler Maric ve Semûm kaynaklı yapısal özelliklerinden aldıkları güçle bunu elektronik dalgalar gönderme yöntemiyle mi yapmaktadırlar veya bir başka metod ya da usuller mi kullanmaktadırlar, bunu şimdilik bilmiyoruz.
Kâfir veya azgın günahkâr cinlerin “Kişinin kalbine süratli ve gizlice bir şey atmak ,bildirmek ve yaldızlı sözler ilham etmek” manalarına gelen vahyetmek yoluyla da vevese verebilmektedirler. Bu gerçeği, yukarıda anlamı verilen En’am Sûresi’nin 128. âyeti dolaylı, fakat 112. âyeti açıkça bildirmektedir.
Kalplere şer tohumları ekilebildiği içindir ki Kur’ân’ın son sûresi olan Nas Sûresi’nde şeytanlaşmış insanlar ve cinlerden Allah’a sığınılması şöylece öğretilip emredilmektedir: 
“Allah’a şöylece sığın: Ben, cinlerden ve insanlardan olup sinsice şerler fısıldayanların kötülüğünden insanların Rabbi,insanların hükümdarı, insanların ilâhı olan Allah’a sığınırım.”
Cinlerin, şeytanlaşmış insanlar aracılığıyla agınlaştırıldığı (Cin 6) ve İslâmî haramlardan olan büyü türü işlere karıştırılarak zarar verebildikleri ileri sürülüyorsa da, İslâm bilginleri tarafından farklı görüşlerin seslendirildiği bu gibi konularda enstitüler kurularak ciddi araştırmalar yapılması gerekmektedir. Ancak iyice ve kesin olarak bilinmelidir ki cinlerin mahiyeti meçhulümüz olan şer fısıldama eylemleri dışında genel olarak hayatımıza müdahale etme ve iradelerimizi yönlendirme güçleri ve yetkileri yoktur. 
(Kaynak tefsirlerden Bakara Sûresi’nin 102. âyetinin açıklamasına bakılabilir.)
İnançlarını yaşayan, Allah’ı zikreden ve kendilerinden Allah’a sığınan müminler üzerinde ise şeytanlar gibi cinlerin de hiç mi hiç etkileri yoktur. (Hıcr 40, Nahl 99, İbrahim 22) Kaldı ki cinlerin müminleri, insanların müminleri gibi bizim kardeşlerimiz, dünya ve âhiret dostlarımızdırlar. 
Onların da kâfir ve azgın cinlerin aksine melekler gibi hayır telkin ettiklerini kabul edebiliriz. (Hucurat 10,Tevbe 71, Zühruf 67) 

CİNLERLE İLGİLİ HATALI GÖRÜŞLERİMİZ VAR MI?
Önemine binaen cinlerle ilgili olarak hakla batılların birbirine karıştırıldığı bazı hususlara da değinmek istiyoruz. Bazı İslâm literatüründe bizler gibi mükellef varlıklar olan ve kendileri de şeytanlar tarafından saptırılmaya çalışılan cinlerle, müşterek düşmanlarımız olan şeytanlar, görülmez olma vasıfları sebebiyle birbirlerine karıştırılmaktadırlar. Oysaki şeytanlar cinlerden farklı olup şerlere odaklanmış/odaklandırılmış varlıklardır.
Mevcudiyetleri peygamberimiz tarafından açıklanan cinler aleminin hayvanları, mükellef varlıklar olan cinlerle karıştırılarak cinlerin yılan ve köpek gibi suretlere girdikleri yanılgısına da düşülmektedir. Allah’a muhatap olma yüceliğine erdirilmiş, Kur’ân insanı olmaya aday varlıklar olan sorumlu cinlerin hayvan suretlerine sokulup korku salınması şeklindeki hatalar maalesef hadis kitaplarına kadar sızabilmiştir. (K.Miras Tecrîd-i Sarîh Hn.1546)
Bir diğer yanıltıcı husus da bazı hadislerde hastalık etkeni olarak gösterilen ve görünmez olma nitelikleri sebebiyle kendilerine görünmez varlıklar anlamına cin denilen mikroplar türünden varlıkların, mükellef varlıklar olan cinler anlamına algılatılabilmesidir. Bu gibi hatalara düşülmemelidir. 
(Müslim Salât 150, Ali Osman Ateş Cinler-Büyü Beyan yay.2. baskı.Bu eseri tavsiye ederiz. Ayrıca bak.T.Diyanet Vakfı İslâm Ans.Cin Maddesi) 

CİNLERİ İNKHÂR KAFİRLİK MİDİR?
Cinlerin mevcudiyetine inanmalıyız, çünkü cinlerin varlığını inkâr kâfirliktir. Biz onlarla kader birliği içinde yaşıyoruz. Onlar da bizler de iradeli varlıklar olarak Allah’a ibadet amacıyla yaratıldık. Hz.Muhammed’in (S.A.V) önderliğinde Kurân’a göre yaşamakla yükümlü kılınarak deneniyoruz. Kur’ân’ımızda yer alan “Allah, göklerde ve yerde var olanların tümünü kendisinden bir lütuf olarak size boyun eğdirdi” şeklindeki buyruklara biz insanlar gibi cinler de muhatabdır. 
(Casiye 13) Bu sebebledir ki (Ey insanlar ve cinler!) Rabbimizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?” şeklindeki Rahmanî sorularla beraberce uyarılıyoruz?(Rahman 16…) 

CİNLERDEN NASIL KORUNALIM? 
İnsanlardan ve cinlerden korkmayalım. Ama Allah’a imansız ve temel haklar ve hürriyetlere saygısız insanların ve cinlerin değişik yöntemler kullanarak fısıldadıkları şerlerden – hayatımızı İslâmlaştırarak- Allah’a sığınalım. Özel olarak sığınıp korunmak için de sabah-akşam Âyet’ül-Kürsi’yi, Felak ve Nas sûrelerini anlamlarını öğrenerek orıjinalinden veya meâlinden okuyalım. 
(Buharî Tıp 32, Vekale 10) Okunarak sığınılmasını Allah’ın öğrettiği Müminûn Sûresi’nin 97 ve 98. âyetlerindeki duayı da içine şu Peygamberî duaya devam delim: Allah’ım! Öfkenden, azabından,kulların olan insanların şerlerinden, şeytanlardan; şeytanlaşmış insan ve cinlerin kötülük fısıldamalarından ve onların bana yoldaş olmalarından sana sığınırım.”(İ.Kesîr Müminûn 97-98) 
Sinirsel rahatsızlıklarımızda veya rûhsal kaynaklı hastalıklarımızda tıp bilimine başvuralım. Ancak zikir, Kur’ân okuma ve duâ yoluyla tedaviyi de ihmal etmeyelim. “İğne-ilaç-ameliyat” üçgeninde sıkışıp kalmış ufuksuzlara kapılmayalım. Örneğin çıplak gözle göremedikleri görüntü dalgalarını binlerce kez ekranda izlerken görmediklerine inanmadıklarını söyleyebilen ilim adamı görüntülü şarlatanlara da aldanmayalım. 

SON SÖZ 

İncelemizi Yüce Allah’ın, yaşantılarını İslâmî çizgiyle örtüştürememiş insanlara ve cinlere büyük sorgulama gününde nasıl hitap buyuracağını açıklayan bir âyetle bitiriyorum: 
“Ey insanlar ve cinler! İçinizden mesajlarımı size ileten ve bu karşılaşacağınız hesap gününün geleceği hususunda sizleri uyaran Peygamberler gelmedi mi? Onlar da biz kendi aleyhimize şahitlik yaparız – diyecekler. Zira bu dünya hayatı onları ayartmıştır; ve böylece onlar hakikati inkâr ettikleri için kendi aleyhlerine tanıklık yapacaklardır.” (En’am 130)
.