::::::cin musallati belirtileri::::::::::recep hoca✔

  1. Korkulu rüyalar görmek, kedi, köpek ve pis kılıklı insanlar görmek,
  2. Yüksek bir yerden düşüyormuş hissine kapılmak,
  3. Rüyada derin bir suda boğulduğunu görmek,
  4. Uyurken rüyada size birisinin saldırması ve yorganın hareket ettiğini hissetmek,
  5. Rüyada bilmediğin bir yerde yırtıcı hayvanların saldırısına uğradığınızı görmek,
  6. Issız yerlerde dolaşırken tuhaf sesler duymak,
  7. Gaipten bir sesin sizi çağırdığını duymak,
  8. Vücudunuzun herhangi bir uzvunda karıncalanma, uyuşma hissetmek,
  9. Yalnız kalma arzusu,
  10. Banyoda veya tuvalette uzun süre kalmak,
  11. Banyo yaparken biri ile konuşma ihtiyacı duymak,
  12. Yüzünüzü sabunlu suyla yıkarken birisinin sizi seyrettiği hissine kapılmak ve hemen yüzünüzdeki sabundan kurtulmayı istemek,
  13. Bazen banyodan hızla dışarı çıkmak istediğinin olması,
  14. Özellikle gecenin geç saatlerinde yürürken birilerinin peşinizden geldiği duygusuna kapılmak,
  15. Gözlerinizi kapattığınız zaman karanlıkta bir göz belirip size baktığını ve giderek yaklaştığını hissetmek,
  16. Çevrende pis bir koku duymak,
  17. Karanlıktan korkmak,
  18. Uykuda sık sık dişlerini sıkmak, ağlamak, çığlık atmak,
  19. Karı koca arasında soğukluk, tiksinti ve iğrenme olması,
  20. Uykuda, rüyada sizin ile cinsel ilişki kuran ya da kurmak isteyen birisini görmek,
  21. Uykuda kendinizi mezarlıkta ya da pis yerlerde, korkunç yerlerde görmek,
  22. Uykuda sık sık ihtilam (boşalma) olmak,
  23. Rüyada kan veya su gölü üzerinde yürüdüğünüzü görmek,
  24. İbadet yaparken, namaz kılarken, zikir yaparken veya Kur’an okurken zorlanmak, ruh darlığının olması,
  25. Söz ve davranışlarda ani dengesizliklerin olması,
  26. Tıbben açıklanamayan sara nöbetleri,
  27. Tıbbi olmayan iç sıkıntısı, halsizlik ve hüzün halleri,
  28. Vücutta sebepsiz yere herhangi bir organın kasılması, uyuşması, titremesi,
  29. Göğüste daralma, nefes alma zorluğu çekmek, özellikle Kur’an okurken artması,
  30. Vücutta bir şeylerin gezdiğini hissetmek,
  31. Sebepsiz yere şiddetli ağlamak, gülmek ya da sinirlenmek,
  32. Özellikle kadınlarda aşırı saç dökülmesi,
  33. Tıbben bir sebebi olmayan kadınlarda adet kanamalarının düzensizleşmesi,
  34. Sebepsiz kısırlık, tıbben bir kusur olmadığı halde çocuk olmaması,
  35. Sebepsiz baş ağrıları,
  36. Beyin yorgunluğu, başta ağırlık veya tabakalar oluştuğunu hissetmek,
  37. Aşırı unutkanlık,
  38. Tembellik hali, içinden bir şey yapmak gelmemesi,
  39. Aniden eşinden, çocuklarından ve evden nefret etmek, sıkılmak,
  40. Bu durumlari yasayan kardeslerimiz bir an once bir ehil hoca bas vursunlar ve tedavi olsunlar dert allahtandir sifa yine allahtandir kul vesiledir ancak yalnis anahtarla yalnis kapi acilmaz insallah burumda olanlara rabbim yar ve yardimci olsun dikkat etmenizi isterim ehil olmayan hocalara ve sarlatanlara gidipte sakin dahada kotu durumlara gelmeyin oyuzden dua edin ve doru kisilere muracat edin ….:::::::::Recep hoca::::::::

Göz değmesi Nazar, Sebepleri ve Belirtileri Nelerdir?

Yüce Allah (Celle Celaluhu) buyuruyor:
    O inkâr edenler Zikri (Kur’an’ı) işittikleri zaman, sanki seni gözleriyle (nazar edip) yıkacaklardı. (Kin ve kıskançlıklarından) hâlâ “kuşku yok o bir mecnundur” diyorlar. Gerçekte o (Kur’an), âlemler için ancak bir öğüttür. (Kalem – 51 – 52)

   Esedoğulları içinde baktığı bir şeye hemen nazarı dokunan keskin gözlü biri vardı. Develer bile onun keskin bakışına dayanamaz, hastalanıp derhal yere yıkılırdı. Kur’an okurken nazar edip Peygamberimizi de yere yıksın ve gülünç olsun diye müşrikler onu Mekke’ye dâvet ettiler. Bir gün Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur’an okurken, o keskin bakışlı kimse sürekli Peygamberimize baktığı halde, Rabbimizin özel koruması altında olan Peygamberimize bir zarar veremedi. İşte bu olay üzerine bu âyet-i kerîme geldi ve Yüce Allah durumu Peygamberimize haber verdi.

Göz değmesi (Nazar) gerçek midir?
   Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
   Göz değmesi (nazar) gerçektir. (Buhârî – Müslim – Ebû Dâvûd – İbni Mâce – Ahmed İbni Hanbel)
   Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
   Göz değmesi (nazar) insanı mezara ve deveyi kazana götürür. (Râmûz’ül- Ehâdis)

   Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
   Göz değmesi gerçektir. Eğer kaderi geçen bir şey olsaydı, göz değmesi geçerdi.(Müslim – Ahmed İbni Hanbel – Hâkim)

   İlk çağlardan beri insanların ilgisini çeken ve aralarında tartışma konusu olan göz değmesi, Asrı Saadet’te de gündeme gelince, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Göz değmesi gerçektir” buyurarak, göz değmesinin hayâl ve hurâfe olmayıp gerçek olduğunu belirtmiş, “İnsanı mezara ve deveyi kazana götürür” buyurarak, tehlikeli boyutlarına işaret etmiş ve “Eğer kaderi geçen bir şey olsaydı, göz değmesi geçerdi” buyurarak, göz değmesinin kader sınırlarını zorlasa da Yüce Allah’ın takdirini geçemeyeceğini ve paniğe gerek olmadığını vurgulamıştır.

Göz değmesi nedir?
   İki kişi karşılıklı oturup birbirlerinin gözlerinin içine sürekli bakamazlar. Çünkü gözlerinden yayılan ışınlar (şualar), ikisinin de gözüne zarar verir, yani göz değmesi (nazar) olur.
   Aşırı duyarlı, içe kapanık, iri ve parlak gözlü olanların bakışı daha etkilidir. Bu tür kimseler iyi niyetle de olsa bir şeye gözlerini dikip dikkatlice baktıkları zaman, evlâtları bile olsa zarar görür, tabaklar, bardaklar çatlayıp kırılabilir ve elektronik cihazlar bozulabilir. Canlı ve cansız bütün varlıklar göz değmesinden etkilenmekle birlikte odak noktası olanlar daha fazla etkilendiğinden, dâmat ve gelinlerin göz değmesinden daha fazla sakınmaları gerekir. Çünkü yüzlerce dâvetlinin gözlerinden yayılan ışınların odak noktası olan gelinler ve dâmatlar, mutluluk hayâlleri kurarken, göz değmesinden kaynaklanan sorunlarla karşılaşabilir, kendilerini halsiz, hasta, bağlı ve büyülü sanıp hayâl kırıklığına uğrayabilirler.

   Dışarıda açık saçık gezen kızlar ve genç hanımlar, cinsel istekle bakan erkeklerin odak noktası olduklarından, sık sık nazar olur ve nazarın etkisiyle can sıkıntısından patlayacakmış gibi olurlar.

   Kırmızı renkli giysiler gözlerden yayılan ışınları daha fazla çektiğinden, özellikle gelinler ve yeni doğum yapan kadınlar kırmızı renkli giysilerden kaçınmalıdır. İster erkek, ister kız olsun küçük çocuklara da düz kırmızı giysiler giydirilmemeli ve çocukları severken MâşâAllah lâ kuvvete illâ billâh denilmelidir. Çünkü:
   Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
   Bir kimse hoşuna giden (güzel) bir şey gördüğü zaman “MâşâAllah lâ kuvvete illâ billâh” derse, ona (baktığı şeye) göz değmesi bir zarar vermez. (Menâvî)

Göz değmesinin belirtileri nelerdir?
   Aşırı sıkıntı, gönül darlığı, baş ağrısı, halsizlik, bıkkınlık, solunum güçlüğü, stres, karamsarlık ve dokununca patlayacakmış gibi sinirsel bunalım. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Göz değmesi gerçektir. İnsanı mezara götürür” buyurduğuna göre, göz değmesi olan kimse gerçekte hastadır, hem de ağır hastadır ama derdini kimseye anlatamaz. Hastaneye gitse, filmleri, tahlilleri temiz çıkar ve doktorlar onun derdinden anlamaz. Hoca işidir diye bakıcı ve cinci denilen sapıklara gitse, cin ve büyü hikâyeleri ile zavallının kafası daha da karışır ve cebindeki parasından da olur.

Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
   Göz değmesinden Allah’a sığının. Çünkü göz değmesi gerçektir. (İbni Mâce – Hâkim)

   Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anhü diyor ki: Resûlullah (s.a.v.) cinlerden ve göz değmesinden (çeşitli dualarla) Allah’a sığınırdı. Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbil-Felâk ve Kul eûzü birabbin-Nâs) sûreleri gelince, bunlarla sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî – İbni Mâce)

   Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
   Bir kimse evinde Fâtîha ile Âyet-el-kürsî’yi okursa, o gün o eve (ve ev halkına) göz değmez. (Deylemî)

   Kim her gün sabah-akşam “Fâtîha, Âyet-el-kürsî, İhlâs, Felâk ve Nâs” sûrelerini okursa, göz değmesi dâhil her çeşit kötülüklerden korunmuş olur..

-NAZAR’DAN KORUNMA DUALARI İÇİN TIKLAYIN-

Etiketler: Nazarnazar ayeti nazar dualarıNazar değmesinin sebepleriNazar dualarıNazar duasıNazar duası türkçeNazar hadisleriNazar Hakkında ayetlerNazar hakkında hadislerNazar için okunacak duaNazar NedirNazardan koruyan dualarNazarın belirtileri nelerdir

::::::::::Büyü ve sihir haramdır::::::::

: “Büyünün gerçekliği var mıdır? Yapılan insanı etkiler mi? Kendimize büyü yapıldığını öğrensek ne yapmamız gerekir? Para ile büyü bozdurmak mesleğimize uygun mudur?”

BÜYÜ VE SİHİR HARAMDIR

Büyü ve sihir yapmak da, yaptırmak da, büyücülere ve sihirbazlara inanmak da, onların tabiatüstü bir güce sahip olduklarını kabul etmek de haramdır.

Kur’ân buyuruyor ki: “Şeytanlar, insanlara sihri ve Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler…. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!”1

Peygamber Efendimiz (asm) bir hadislerinde, “Helâk edici yedi şeyden sakının” buyurdular ve bu yedi şeyi şöyle sıraladılar: “Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, haksız yere bir cana kıymak, faiz ve yetim malı yemek, düşmana hücum esnasında savaştan kaçmak, iffetli mü’min hanımlara zina isnadında bulunmak”2

Bir diğer hadislerinde Peygamberimiz (asm), büyü yapan kimsenin Allah’a şirk koşmuş olacağını3, bir başka hadislerinde ise, sihre inanan, onun doğruluğunu tasdik eden kimselerin Cennete giremeyeceklerini bildirmişlerdir.4

Her Şey İnsana Teshir Edilmiştir

Kur’ân geçmiş milletlerin yaptıkları sihirlerden bahseder. Meselâ Firavun’un sihirbazlarının yaptıkları sihirler karşısında Hazret-i Mûsâ’nın (as) asasının mutlak galibiyetini zikreden Kur’ân, bu galibiyet üzerine sihirbazların secdeye kapanarak: “Âlemlerin Rabb’i olan Mûsâ ve Hârun’un Rabb’ine inandık” dediklerini beyan eder.5

Hazret-i Süleyman’ın (as) cinleri, asi şeytanları ve kötü ruhları Allah’ın izniyle teshir ettiğini ve emri altına aldığını beyan eden Kur’ân6, insanı bütün yeryüzünün halifesi ilan eder. Yeryüzünün halifesi, bütün her şeyin kendisine teshîr edildiği, sihri, hükmü ve emri her şeye geçen insan demektir. Bu teshîr âyetlerinin tefsîrinde Bedîüzzaman, beşerin ubûdiyet vazîfesini unutmamak şartıyla; gerek ses, görüntü ve madde nakliyle, gerekse cinleri, ifritleri ve âsî şeytanları teshir etmek suretiyle yeryüzünün her tarafının her yerden görüldüğü ve her köşeden bütün seslerin işitildiği bir “bahçeye” çevrilmesinin mümkün olacağını kaydeder.

Saîd Nursî Hazretleri, Hazret-i Süleyman’ın (as) cinleri, şeytanları ve kötü ruhları teshîr ettiğini, şerlerini men edip faydalı işlerde istihdam ettiğini ilgili ayetlerle nazara verdikten sonra; yeryüzünün insanlardan sonra şuur sahibi en mühim sekenesinin cinler olduğunu, cinlerin insana hizmetkâr olabileceğini, cinlerle temas edilebileceğini, şeytanların da düşmanlığı bırakmaya mecbur edilerek, ister istemez insanlığa hizmet ettirilebileceğini beyan eder. Ve bu ayetlerin insanlığa remzen: “Ey İnsan! Bana itaat eden bir kuluma cinleri, şeytanları ve şerirlerini itaat ettiriyorum. Sen de Benim emrime musahhar olsan, çok mevcûdât, hattâ cinler ve şeytanlar dahi sizlere musahhar olabilirler, emrinize girebilirler” tarzında hitap ettiğini kaydeder ve insanlığın maddî-manevî hassâsiyetinden tezahür eden ispirtizma ve cinlerle haberleşme gibi hâdiselerin en nihayet hududunu bu ayetlerin çizdiğini beyan eder.

Fakat Bediüzzaman, zamanımızdaki gibi kendisine “ölüler” namını veren cinlere, şeytanlara ve kötü ruhlara, sihir gibi bazı yollarla maskara ve oyuncak olmanın insanlığın “hilâfet” sıfatına yakışmadığını belirtir.7

Şerirlerin Şerlerinden Korunmak İçin

Ayette belirtildiği gibi, Allah dilemeden hiç kimse, hiç kimseye zarar veremez. Sihirbazların, büyücülerin ve muskacıların hiçbir oluşumda, hiçbir işte, hiçbir hâdisede Cenab-ı Hakk’ın dileği dışında ne doğrudan, ne de dolaylı olarak hiçbir katkıları ve etkileri yoktur. Olduğu da görülmemiştir.

Kötü niyetli ve şerir insanların, cinlerin ve mahlûkların şerlerinden korunmak için elbette bazı yollar ve usuller vardır. Şöyle ki: Başta sünnet-i seniyyeye uymak, işimize euzü-besmele ile başlamak, Ayete’l-Kürsi gibi veya Asr-ı Saadet’te bir sihir teşebbüsü üzerine nazil olmuş bulunan “Kul eûzü bi Rabbi’l-Felak ve Nâs” surelerini okuyarak Cenab-ı Hakk’a sığınmak inşallah kâfi olur.

Yine de devam eden ve geçmeyen bir sıkıntı varsa, konu ile ilgilenen “doğru insanı” bularak, tavsiyelerini ve çözüm yollarını dinlemek inşallah şifa olur.

DUA

Ya Rab! Ya Şafi! Ya Kâfi! Ya Vafi!

Hastalığımız, derdimiz ve sıkıntımız anında bizi tevhidden, teslimden, tevekkülden ve salihattan ayırma! Ubudiyetimizi ve istianemizi yalnız Sana kıl! Yalnız Senin şifa verdiğine ve Senin Rububiyetinin kâfi olduğuna iman ve itminan ver! Bizi bakıyat-ı salihatına vefadar eyle! Bizi dalâletten beri eyle! Âmin!

Dipnotlar:
1- Bakara Suresi: 102
2- Buhârî Vesâyâ 23, Tıb 48, Hudûd 44; Müslim, İman 145; Ebû Dâvud, Vesâyâ 10, Hadis No: 2874
3- Nesâî, Tahrim 19, Hadis No: 4076
4- Ahmed Bin Hanbel, Müsned, 3/14, 83; 4/399
5- A’râf Sûresi, 114-122;Tâhâ Sûresi, 68-73
6- Bakınız: Sâd Sûresi, 38; Enbiyâ, Sûresi, 82; Neml Sûresi, 40
7- Said Nursî, Sözler, S. 233, 234

Cin musallatı belirtileri

nelerdir, bir yakınınıza ya da kendinize cinlerin musallat olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz. Cin musallatından kurtulma , cin musallatından kurtulmak için kesin çözüm , musallattan kurtulma , cinlerin musallat olması ve belirtileri , musallat olan cinden kurtulma . Bu yazımızda sizlere,  cinler, musallat belirtileri konusunda kısaca bilgi vermeye çalışacağız. Cinlerin varlığı Kur’anı-ı Kerim’de geçen pek çok ayette açıklanmaktadır. Bazı insanlar, cinler hakkında bilgi sahibi olmadıkları için hayatlarında karşılaştıkları sorunların gerçek sebebini anlayamamaktadır. Bu nedenle, karşılaştıkları sorunların büyüden kaynaklandığını düşünmektedir. Cinlerin insanlara musallat olması için illa ki kişiye büyü yapılmasına gerek yoktur. Gerçek havas hocaları cin musallatı ile büyüyü ayırt edebilmektedir. Sadece kitaplardan okuma bilgiler ile kendilerini havas hocası olarak lanse eden kişiler konusunda çok dikkatli olmalısınız. Cin musallatından ve büyüden kurtulmak için yapılacak ilmi havas çalışmaları birbirinden çok farklıdır. Gerçek havas alimi siz kendisine milyon dolarlar dahi teklif etseniz kesinlikle büyü yapmaz. Sadece, cin musallatından kurtarma, büyü bozma, giden eşin geri getirilmesi gibi sadece ehl-i sünnete uygun alanlarda havas çalışmaları yapar. Tarafıma müracaat eden kişilere öncelikle rabıta yolu ile bakım yaparak sorunların gerçek sebebi tespit edilir. Tarafıma telefon ile ulaşmadan önce mutlaka rabıta ile bakım yazımı okumalısınız.  Buna göre tarafımca kişiye özel ilmi havas çalışmaları yapılır.

Cin musallatı belirtileri neler
Cin musallatı belirtileri neler

Cinler, 5 duyu organımızla algılanamayan, enerji boyutundaki varlıklardır. İnsanlar ile birlikte yeryüzünde hayatlarını devam ettirirler. Cinler, insanlar gibi şuur ve iradeye sahiptirler ve ilahi emirlere uymakla yükümlüdürler. Cinler, gruplar halinde yaşarlar, kabileleri bulunmaktadır. Cinlerin yaratılışları insanların yaratılışlarından çok daha öncedir. İnsanlar topraktan, cinler ise ateşten yaratılmışlardır. Kafir ve mümin cinler olmak üzere 2 tür cin vardır.

Allah’a iman etmiş mümin cinlerin insanlara ve hayatlarına müdahale etmesi yasaklanmıştır ve bunlar emirlere uyarlar. Fakat kafir cinler ise insanları rahatsız etmek, iradelerini kontrol altına almak, doğru yoldan çıkarmak saldırmak, farklı görüntülerde görünmek, akli dengelere müdahale etmek ve gerek bedeni gerekse manevi hastalıklar oluşturmak için adeta birbirleriyle yarışırlar.

Cin Musallatı Belirtileri

en önemli cin musallatı belirtileri, sebebi tıbben açıklanamayan bedende ağrı, sancı, ani bayılma, titreme, sebepsiz yere çığlık atma, ellerini gözlerine kapatma, ruhsal sıkıntı, gece uykuda kabus görme, vb. gibi durumlardır. Cinler, insan bedeninin herhangi bir uzvuna da girebilir, özellikle beyni tercih ederler.

Cin musallatına maruz olan kişilerde garip hareketler, belirgin olarak ellerde ve vücudunda aşırı kasılmalar, ellerde ayaklarda yanmalar, çene kilitlenmesi, halsiz bir şekilde sürekli yatma isteği, aşırı şekilde insanüstü bir güç birikimi, anlaşılmayan konuşmalar, gece anahtarı olmayan kapıları açarak dışarıya çıkabilme gibi inanılması güç haller gözlenebilir. Cin musallatına maruz kalmış kişinin bu durumdan bir an önce kurtarılması ve feraha ermesi gerekir. Aksi takdirde, cinler kişinin bedenine iyice yerleşerek kişiyi kontrol altına alırlar ve cin musallatından kurtulmak gün geçtikçe zorlaşır.

  • Korkulu rüyalar görmek, kedi, köpek ve pis kılıklı insanlar görmek,
  • Yüksek bir yerden düşüyormuş hissine kapılmak,
  • Rüyada derin bir suda boğulduğunu görmek,
  • Uyurken rüyada size birisinin saldırması ve yorganın hareket ettiğini hissetmek,
  • Rüyada bilmediğin bir yerde yırtıcı hayvanların saldırısına uğradığınızı görmek,
  • Issız yerlerde dolaşırken tuhaf sesler duymak,
  • Gaipten bir sesin sizi çağırdığını duymak,
  • Vücudunuzun herhangi bir uzvunda karıncalanma, uyuşma hissetmek,
  • Yalnız kalma arzusu,
  • Banyoda veya tuvalette uzun süre kalmak,
  • Banyo yaparken biri ile konuşma ihtiyacı duymak,
  • Yüzünüzü sabunlu suyla yıkarken birisinin sizi seyrettiği hissine kapılmak ve hemen yüzünüzdeki sabundan kurtulmayı istemek,
  • Bazen banyodan hızla dışarı çıkmak istediğinin olması,
  • Özellikle gecenin geç saatlerinde yürürken birilerinin peşinizden geldiği duygusuna kapılmak,
  • Gözlerinizi kapattığınız zaman karanlıkta bir göz belirip size baktığını ve giderek yaklaştığını hissetmek,
  • Çevrende pis bir koku duymak,
  • Karanlıktan korkmak,
  • Uykuda sık sık dişlerini sıkmak, ağlamak, çığlık atmak,
  • Karı koca arasında soğukluk, tiksinti ve iğrenme olması,
  • Uykuda, rüyada sizin ile cinsel ilişki kuran ya da kurmak isteyen birisini görmek,
  • Uykuda kendinizi mezarlıkta ya da pis yerlerde, korkunç yerlerde görmek,
  • Uykuda sık sık ihtilam (boşalma) olmak,
  • Rüyada kan veya su gölü üzerinde yürüdüğünüzü görmek,
  • İbadet yaparken, namaz kılarken, zikir yaparken veya Kur’an okurken zorlanmak, ruh darlığının olması,
  • Söz ve davranışlarda ani dengesizliklerin olması,
  • Tıbben açıklanamayan sara nöbetleri,
  • Tıbbi olmayan iç sıkıntısı, halsizlik ve hüzün halleri,
  • Vücutta sebepsiz yere herhangi bir organın kasılması, uyuşması, titremesi,
  • Göğüste daralma, nefes alma zorluğu çekmek, özellikle Kur’an okurken artması,
  • Vücutta bir şeylerin gezdiğini hissetmek,
  • Sebepsiz yere şiddetli ağlamak, gülmek ya da sinirlenmek,
  • Özellikle kadınlarda aşırı saç dökülmesi,
  • Tıbben bir sebebi olmayan kadınlarda adet kanamalarının düzensizleşmesi,
  • Sebepsiz kısırlık, tıbben bir kusur olmadığı halde çocuk olmaması,
  • Sebepsiz baş ağrıları,
  • Beyin yorgunluğu, başta ağırlık veya tabakalar oluştuğunu hissetmek,
  • Aşırı unutkanlık,
  • Tembellik hali, içinden bir şey yapmak gelmemesi,
  • Aniden eşinden, çocuklarından ve evden nefret etmek, sıkılmak,